Kolay Örgüler

Ketojenik Diyeti Nedir Bilmeniz Gereken Her Şey

Ketojenik Diyeti Nedir Bilmeniz Gereken Her Şey

Ketojenik Diyet Nedir? Ketojenik Beslenme

Diyet programları kilo vermek isteyenler için pratik çözüm yollarıdır. Çeşitli diyet programlarının varlığı bize kendimize en uygun olacağını düşündüğümüzü seçme fırsatı verir. Bunun temel esprisi ise alınacak neticededir. Bu bakımdan ketojenik diyet, bilimsel altyapıya sahip, süreçleri ve sonuçları denetlenmiş bir beslenme düzenidir. Çeşitli hastalıkların tedavisinde de tercih edilmekle birlikte kilo vermek isteyenlerin rağbet gösterdiği diyet programlarından da birisidir. Eğer hızlı ve kalıcı kilo vermek istiyorsanız ketojenik beslenme tekniklerini uygulayabilirsiniz. Fakat bu diyet programında oldukça dikkatli olmak gerekir.

Ketojenik Beslenmenin Faydaları Nelerdir?

Öncelikle ketojenik diyet, düşük karbonhidrat ve yüksek yağ içeren bir beslenme düzenidir. Sadece kilo vermeyi sağlamaz. Aynı zamanda kişi sağlığını da geliştirir. Bu yüzden kanser, alzheimer, şeker hastalığı, epilepsi gibi hastalıklarda da önerilir. Ketojenik beslenme uygulayan kişi, vücuduna karbonhidrat ve protein alımını azaltır. Yağ alımını arttırır. Bu bakımdan ekmek, makarna, patates, şeker gibi karbonhidrat bakımından zengin besinler için vücudun isteği azaltılır. Bir süre sonra vücuttaki ketonis seviyesi artar. Vücut enerjisini toplayabilmek için aşırı derecede yağ yakmaya başlar. Karaciğer temizlenerek keton artışı olur. Vücudun enerji üretmek için keton cisimlerini kullanmasıyla vücutta birçok değişim başlar. Hormonal ve fiziksel değişiklikler meydana gelir. Üstelik ketojenik diyet yaparken vücudunuzu aç bırakmazsınız. Sadece yeme alışkanlığınızı düzenler ve kısa sürede fazla kilo verebilirsiniz. Ketojenik beslenme neticesinde kalp damar sağlığınızda iyileşme olacak, daha hızlı ve etkin düşünme yetiniz gelişecektir. Algıda yoğunluğunuz artacak, daha dikkatli olmanıza yardımcı olacaktır.

Ketojenik Diyettinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ketojenik diyet programında beslenme parametreleri çok önemlidir. Temel prensip kalori üzerine kuruludur ve ne kadar yakıyorsak o kadar kalori almamız gereklidir. Aksi taktirde vücutta kalori birikimi olacak, bunlar zamanla kiloya dönüşecek ve rahatsızlık verecektir. Bu bakımdan bir kişi günlük tüketeceği kalorinin %10’unu karbonhidrat, %15-20’sini protein ve %60-70’ini yağ olarak almalıdır. Bu oranlar içerisinde karbonhidrat yüzdesi ne kadar düşürülürse o kadar iyidir. Bu sistem içerisinde patates, yulaf, ekmek, pirinç gibi karbonhidrat değeri yüksek besinlerden son derece uzak durmak gerekecektir. Yağ kaynağı olarak tereyağı, et yağları, zeytinyağı, hindistancevizi yağı, badem yağı, fındık, fıstık yağı tercih edilmelidir. Bu yağlar aynı zamanda kuruyemiş tüketilerek alınabilir. Ketojenik diyet uygulanırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir:

  • Bunların başında lif alımının dengede tutulmasıdır. Çünkü karbonhidrat alımı azaltılacağı için vücuda lif alımı azalabilir. Bunu yeşil sebze ile dengelemek gerekir.
  • Yine karbonhidrat alımı ile birlikte birçok meyvenin tüketimi kısıtlanacağı için vücudun vitamin ve mineral dengesi korunmalıdır. Bunun ilk yolu yeşil sebze tüketimi, ikinci yolu da takviye gıda alımıdır. Ağır sporla uğranalar için en uygun yöntem takviye gıdalar tüketmektir. Bunun uzman denetiminde yapılması gerekir.
  • Ketojenik diyet esnasında idrar atımı artar. Bu yüzden vücutta sıvı ve tuz kaybı olur. Kas kasılmalarının önüne geçmek ve asit taşı oluşumunu engellemek için sıvı ve tuz tüketimini arttırmak gerekir.

Ketojenik Diyeti Kimlere Önerilmez?

Bütün bu avantajlarının yanında ketojenik diyet, diyet sistemleri içerisindeki en zorlu programlardan birisidir. Bu yüzden hamilelerin, bebek emzirenlerin, böbrek rahatsızlığı olanların ketojenik beslenmeyi uygulamaları önerilmez. Çeşitli vitamin ve minerallerde kısıtlamaya gidileceği için çocuklarda ve gelişme çağındaki gençlerde de tıbbi bir gereklilik yoksa ketojenik diyet tavsiye edilmez. Ketojenik diyet uygulayanlarda zaman zaman adet dengesizlikleri, yüksek kolesterol, kabızlık, kan lipit düzeyinde artış, böbrek taşı, hipoglisemi gibi olumsuzluklarla karşılaşılabilir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ